Kendini güvende hissetmek

Türkiyede ev sahibi olma % 91

Avrupada ise % 4.

Ev almanın misyonu nedir?

Kendini güvende hissetmek, kazığı yere sağlam bağlamak.

Avrupadaki insanlar, parasını ve yaşam amacını güven ihtiyacına harcamak yerine kendini mutlu etme ve yeni şeyler üretmeye harcamaktadır.

Kendini güvende hissetmeyen toplumlarda ise, “başını sokacak bir ev” felsefesi ile ev, güvenli alan olarak tanımlanmaktadır.

Yine aynı şekilde son yapılan güven araştırmasında, Türkiyede insanların % 90 ı birbirine güvenmiyor,avrupada ise %10 dan az.

Şimdi toplumsal ve bireysel güvensizliğimizin ev alımına nasıl yansıdığını, Türkiyede neden inşaat sektörünün bu kadar aktif olduğunu, 110bin tl ye mal edilip, arsası ile 250 bin tl ye mal edilen bi apartman dairesinin 1 milyon tl ye neden satıldığını biraz daha anlamlandırabiliriz.

Dışarda kendini güvende hissetmeyen, eve daha fazla bağlı olup, “EV” kavramını savunma ve güvende hissetmeye dönüştürür.

İşte bu noktada, ev sahibi olmak için bu çabamız, bizi 30 yıl ev almak için çalışmaya zorlamaktadır.

Çoğu insan farkında olmadan 30-40 yıl ev sahibi olma hayali ile yaşamaktadır.

Diğer yandan güvende hissetmeyen, doğal duygusunu yaşayamaz-yansıtamaz.

Doğal duygusunun sonuçlarını, kimler tarafından nasıl algılanacağını düşünürken duyguyu ezer.

Ve ortaya soğuk yüzler, mutsuz aileler, sürekli yakınan eşler, psikosomatik semptomlarla dolu, hastane kapılarında 50 yaş üstü hastalarla dolar,hem de somut bir teşhisi olmamasına rağmen.

Güvensizliğin yarattığı duygu,korkudur. Korku; kendini kamufle etmek için ciddi ve sert (güçlü) görünmek zorunda hisseder. Bu güvensizlik nedeniyle patron sert, baba sert, öğretmen sert,şöför sert. Çünkü güvenmiyor. “Yumuşarsam kullanırlar” düşüncesi, soğuk ve sert davranışı yaratıyor.

Özetle; ev alımındaki arzumuz ile sert duruşlu görüntümüz,

otoriteyi kaybetmemek için kurallara dört elle sarılan patronumuz,

geleceğe yapılan yatırımımız kadar bir çok eylemimizin altında bireysel ve toplumsal “GÜVENSİZLİK”lerimiz yatmaktadır.

Serhat Yabancı

1 Cevap

  1. Ergün dedi ki:

    Avrupa ile Türkiye koyaslanmamalı. Avrupa da vergi kaçırılmıyor. Kişiler kendi elleri ile vergilerini hakkıyla ödüyor. Vergi vermezsem ülkem devletim ne hallere düşer bilinci var. Bir kere kitap okuma oranı çok daha fazla. Bir durak gitse bile yolcu bir sayfa kitap okuyayım diye düşünüyor. Sabah gün doğmadan köpeğini kapıya çıkarmak için sıcak yatağından baz geçebiliyor. Kısacası biz Avrupa’nın yanlış davranışlarını örnek almışız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!