Fil yavrusu

Bir yolculukta ormanda mahsur kalmışlar.

Aslında ölme seviyesine de ulaşmamış açlıkları. Ama ormandan çıkan fil yavrusunu görünce yatırıp kesmişler. Pişirip yemişler.

Yol arkadaşlarından birine de ikram etmişler ama hayır demiş.

Akşam olunca herkes istirahate çekilmiş.

O yavrunun annesi kokuyu takip ederek istirahat edenlerin yanına geliyor.

Kimin ağzından fil kokusu geliyorsa 4-5 tonluk fil üzerine oturup öldürüyor.

Eti yemeyeninde ağzını kokluyor, Yavrusunun kokusunu alamıyor. Onu sırtına alıp bir süre sırtında götürüyor.

Kriz mıriz diyorsunuz! O kaçtı bu gitti diyorsunuz! Bu kriz var ya o fildir. O ana fili ayağımıza getiren yediğimiz haklar, yaptığımız yanlışlardır.

Faize bulaştık!

3 Kuruş kar maksadıyla yalan söyledik!

Devletten kaçırdık!

İşçiden kestik!

Fil bazen enflasyon olarak, bazen kriz, bazen başka bir surette geliyor, koca koca şirketlerin üzerine oturuyor. Ne olduğunu anlamadan yerin dibine batırıyor.

Kim kurtulur bilir misiniz?

Ağzınızdan yalan kokusu gelmiyorsa,

Fakirin hakkı olan zekat kokusu gelmiyorsa,

O fil sizi sırtına alacak, başkalarına kriz olan sizin için fırsata dönüşecek…

“Mesnevi’de geçen ‘fil yavrusu yiyen dervişlerin’ hikayesinden uyarlanmıştır”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!